islam, da Sünnet ler
Mevlid-i Nebevî’yi kutlamak
Bu davranış, İsa’nın doğum günü kutlama merasimi
olarak bilinen şeyde Hıristiyanlara benzemektir. Câhil müslümanlar ya da sapıtmış âlimler Muhammed-sallallahu aleyhi vesellem-’in doğum günü münâsebetiyle her yıl Rebîul-Evvel ayında O’nun doğum gününü kutlamaktadırlar. Kimi müslümanlar, bu merasimi camilerde, kimisi evlerde, kimise de
bu iş için hazırlanan yerlerde düzenlemektedirler. Bu merasimlere ayak takımı ve cahil pek çok insan iştirak edip hıristiyanların İsa-aleyhisselâm-’ın doğum gününü kutladıkları gibi kutlayıp onlara benzemektedirler. Genellikle bu kutlamalar, içerisinde Rasülullah-sallallahu aleyhi ve sellem- hakkında aşırıya gidilen kasideler okunan, Allah’a değil de Rasulallah-sallallahu aleyhi ve sellem-’e yalvaracak ve O’ndan yardım dileyecek dereceye varacak şekilde şirke götüren ameller ve çirkin şeylerle doludur. Oysa Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- kendisinin aşırı bir şekilde övülmesini yasaklamış ve şöyle buyurmuştur:
(( َ لا تُطْرُونيِ كَمَا َأطْرَتِ النَّصاَرىَ ابْنَ مَرْيَمَ، إِنَّمَا َأنَا عَبْدٌ َفُقوُلوا :
عَبْدُ اللهِ وَرَسُوُلهُ )) [رواه الشيخان] ,
“Beni, hıristiyanların Meryem oğlu İsa’yı aşırı bir şekilde
övdükleri gibi övmeyin. Ben, ancak bir kulum ve (benim için)
Allah’ın kulu ve elçisidir, deyin.”1
Mevlid-i Nebevî’yi kutlayan bu insanlar, Rasülullah
—sallallahu aleyhi ve sellem-’in onların kutlamalarında hazır
bulunduğuna bile inanmaktadırlar. Bu kutlamalarla birlikte çalgılar çalınmakta, topluca kasîdeler söylenmekte, tefler çalınmakta ve buna benzer bid’atçı tasavvufçuların yaptığı zikirlerinden olan çirkin şeyler olmaktadır. Bu kutlamalarda, erkeklerle kadınlar bir arada bulunabilmektedir. Bu olay, fitneye sebep olur ve hayâsızlığa kadar götürür. Bu kutlamalarda, -iddia ettikleri gibi- bu sakıncalı durumlar olmasa ve sadece toplanıp yemek yemek ve sevinmek için olsa bile dine sonradan sokulan bir yeniliktir. Sonradan dine sokulan her yenilik de Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’in: “(Dine sonradan sokulan) her yenilik, bid’attır, her bid’at da dalâlettir.” buyurduğu gibi, bidattır.
1 Buhârî ve Müslim
Aynı şekilde, diğer kutlamalarda yapılan çirkin şeyler, bu kutlamalarda da ileri gidilerek aynı şeyler yapılabilir. Dedik ki Mevlid-i Nebevî’yi kutlamak, bid’attır. Çünkü bu kutlamanın Kur’an ve sünnette bir delili yoktur. Sahabe, tabiîn, etbâut-tabiîn ve selefi sâlihten hiç kimse de bunu yapmamıştır. Mevlid-i Nebevî’yi kutlamak, hicrî 4. yüzyıldan sonra ortaya çıkmıştır. İlk defa ortaya çıkaranlar da şianın bir kolu olan Fatımîlerdir. İmam Ebû Hafs Tâcuddîn Fâkihânî-Allah ona rahmet etsin şöyle der:
“Cemaatten bazı kimselerin-Allah onları mübarek kılsın-, Rebîul-
Evvel ayında toplanıp yapmakta oldukları ve adına mevlid dedikleri amel hakkında tekrar tekrar soru sormaktadırlar. Bu amelin dinde bir aslı ve esası var mıdır? Meselenin açıklanarak bu konudaki cevabın doyurucu olmasını istemektedirler.
Dedim ki: Başarı Allah’tandır. Bu doğum gününü kutlamakla
ilgili Kur’an ve sünnetten ne bir delîl biliyorum, ne de dinde bize örnek olan ve ilk Müslümanların izledikleri şeylere sıkı sıkıya bağlı kalan bu ümmetin âlimlerden böyle bir şeyin naklolunduğunu biliyorum.
Bilakis bu, işsiz ve güçsüz kimselerin ve nefislerinin hevâ ve arzusuna uyan yiyicilerin ihdâs ettiği şeylerdir.”1
Şeyhul-İslâm İbn-i Teymiyye-Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle der:
“Yine, bazı insanların ihdas ettikleri şey, ya İsa-aleyhisselâm-’ın doğum gününü kutlayan hıristiyanlara benzemektir, ya da Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’e sevgi duymak ve saygı göstermektir. İnsanlar, doğum gününü kutlama konusunda farklı olmalarına rağmen, her kim Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’in doğum gününü bayram edinirse, (bilsin ki) seleften hiç kimse bunu yapmamıştır. Bunda hayır olsaydı veya bunu yapmak daha tercih edilen bir görüş olsaydı, onlar Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’i bizden daha çok seviyor ve bizden daha çok O’na saygı duyarlardı. Çünkü onlar, hayıra bizden daha düşkündürler. Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’i sevmek ve O’na saygı göstermek, ancak O’nun yaptığı gibi yapmak, O’na itaat etmek, O’nun emirlerine uymak, gizli ve açık olarak sünnetini yaşatmak, gönderildiği bu dîni yaymaya çalışmak ve bu uğurda kalp ile, el ile ve dil ile cihâd etmektedir. Çünkü bu yol, ilk müslümanlar olan Muhacir, Ensâr ve onlara en güzel bir şekilde tâbi olanların yoludur.”2
Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’in doğum gününü kutlama bid’atını inkar etme konusunda eskiden olduğu gibi, günümüzde de çeşitli risâle ve kitaplar yazılmıştır.
Bunun bid’at ve hıristiyanlara benzeme oluşunun yanında, bu olay evliyâ, şeyh ve liderlerin doğum günlerini kutlamak gibi, başka doğum günlerini kutlamaya kadar götürür ki birçok şer kapısının açılmasına sebep olur.
29 Mart 22:51 | Yorum ekle | Yorumları oku (1) | Sabit Bağlantı | Bloga al | MAKALEARKADAŞ ve ARKADAŞA YARDIM
1- İbnu Ömer (radiyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Rasülullah (aleyhissalâtu vesselam) buyurdular ki: "İnsanlar yalnızlıktaki (mahzuru) benim kadar bilselerdi, hiçbir atlı tek başına bir gececik olsun yol yapmazdı."
Buhârî, Cihâd 135; Tirmizî, Cihâd 4, (1673).
2- Said İbnu'l- Müseyyeb (rahimehullah) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Şeytan tek başına olanla, iki kişi beraber olana sıkıntı verir. Eğer üç kişi olurlarsa onlara sıkıntı veremez.
Muvatta, İsti'zân 36, (2, 978).
3- Amr İbnu Şuayb an ebîhî an ceddihi (radıyallâhu anh) tarikinden naklediyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Bir atlı bir şeytandır, iki atlı iki şeytandır, üç atlı bir gruptur."
Muvatta, İsti'zân 25, (2, 978); Ebü Dâvud, Cihad 86, (2607); Tirmizî, Cihâd 4, (1674).
4- Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Bir sefere üç kişi beraber çıkınca birini emîr (başkan) yap-sınlar."
Ebü Dâvud, Cihâd 87, (2609).
5- Ebü Saîd (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kimin yanında fazla hayvan varsa, onu hayvanı olmayana versin. Kimin de fazla azığı varsa onu azığı olmayana versin."
Resülullah, bazı mal çeşitlerini bu suretle saymaya devam etti. Öyle ki, bizden hiç kimsenin (yol sırasında) herhangi bir fazlalıkta hakkı olmadığı düşünvesine vardık."
Müslim, Lukata 18, (1728); Ebü Dâvud, Zekât 32, (1663).
6- Hz.Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselam) gazveye çıkmak arzu etti ve: "Ey Muhâcir ve Ensâr topIuluğu! Kardeşleri-nizden öyleleri var ki ne malları var ne de aşîretleri. Herbiriniz, iki veya üç kişiyi yanına alsın" dedi."
(Hz. Câbir devamla der ki): "Bu tamim üzerine ben iki veya üç kişiyi yanıma aldım. (Yol boyu) devemde, diğerlerinin sırası gibi benim de bir (binme) sıram vardı."
7- Yine Hz. Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) yürüme sırasında geride kalır, (kafileye kavuşturmak için) zayıf hayvanı sürer, üzerindekini terkisine alır ve onlara dua ederdi."
Ebü Dâvud, Cihâd 103, (2639).
16 Mart 23:42 | Yorum ekle | Sabit Bağlantı | Bloga al | MAKALEMEVLİD OKUMAK
Şüphesiz ki hamd, Allah’a mahsustur. O’na hamdeder, O’ndan affımızı dileriz. Nefislerimizin şerrinden, yapacağımız kötü işlerden Allah’a sığınırız. Allah kime hidayet ederse hiç kimse onu saptıramaz, kimi de (hak ettiği için) saptırırsa hiç kimse onu doğruya iletemez. Şehadet ederim ki Allah’dan başka hiç bir ilah yoktur, tekdir ve hiç bir ortağı yoktur. Yine şehadet ederim ki Muhammed (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Allah’ın kulu ve rasuludur.
Birçok mevlid toplantıları münkerden, bid’atlardan ve İslam’a muhalif olan şeylerden uzak değildir. Çünkü bunu ne Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem), ne ashab, ne tabiin, ne dört büyük imamlar ne de islamı en iyi bilen ve en iyi yaşayan asırlardan birinde hiçbir kimse yapmış değildir. Çünkü bunun şer’i bir delili yoktur. Mevlithanlar çoğu kez şirke düşecek sözler söylerler. Mesela arada sırada “Meded ya Rasulullah!” veya “Bizlere imdat kıl!” “Ya Rasulullah yalnız sanadır itimadımız!” “Ya Nebiyullah kaldır bizden sıkıntıyı!” gibi yalnız Allah’a dua edip isteneceği şeyleri Rasulullah’tan (Sallallahu Aleyhi Vesellem) isterler.
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) bu sözlere şahit olsaydı büyük şirkle onların üzerine hükmederdi. Zira darlıkta olan imdadına giden, sıkıntıları gideren, kendisine dayanılıp imdat istenilen yalnız Allah (Celle Celaluhu)’dır.
İşte bu konuda ayet ve hadisler :
1. “Yahut dua ettiği zaman darda kalmışa kim yetişiyor da kötülüğü (onun üzerinden kaldırıp) açıyor.”
(Neml, 62)
2. “De ki, doğrusu ben (kendi başıma) size ne zarar verme ne de fayda sağlama gücüne sahibim.
(Cin, 21)
3. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) şöyle buyurdu: “(Manevi olarak) bir şey istediğin zaman Allah’tan iste! Yardım talep ettiğin zaman yine Allah’tan yardım talep et!”
(Tirmizi, sahih ve hasendır)
Bir çok mevlidlerde Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) ‘in kendi hakkında söylenmesini yasakladığı aşırı övgüler yapılmaktadır. Oysa ki, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) bu gibi aşırı övgüleri şu sözü ile yasaklamıştır:
“Hırıstiyanların Meryem oğlunu İsa (Aleyhi Selam) abarık sözlerle övdükleri gibi beni de öyle övmeyin. Ben ancak bir kulum, bana Allah’ın kulu ve Rasulu deyin.”
(Buhari)
Düğün ve başka mevlitlerde Allah’ın; Muhammed’i kendi nurundan, bütün eşyayı da onun nurundan yarattığını zikretmektedir. Oysa ki, bunları şu ayetler yalanlamaktadır:
“De ki, ben ancak sizin gibi bir beşerim, bana vahyedildi ki, sizin ilahınız tek bir ilahtır.”
(Kehf, 116)
Bilinen şu ki: Allah’ın Rasulu (Sallallahu Aleyhi Vesellem) bir ana-babadan yaratılmış olup Allah’ın vahyi ile şereflenmiş bir kuldur.
Ayrıca mevlit kitaplarında bütün alem Muhammed (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in hatırası için yaratıldığı zikredilmektedir. Halbuki Kur’an bu iddiayı şu ayeti ile yalanlamaktadır:
“Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.”
(Zariyat, 56)
(Yani alemin bir parçası olan cinler ve insanlar Muhammed (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in şerefi için değil, Allah’a ibadet etmeleri için yaratılmışlardır.)
(Başka bir ayette de: “(Rasulum!) Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya, 107) ifade edilmektedir. Bu Kur’an’ı haber de alemin Muhammed (Sallallahu Aleyhi Vesellem) için değil, Muhammed (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in alem için yaratıldığını açıkca beyan buyurmaktadır.)
Hırıstiyanlar Mesih’in ve aile efradlarını doğum günlerini bayram olarak kutlarlar. Müslümanların da nebinin veya bazı şahışların doğum günlerini kutlamaları hırıstiyanlardan esinlenme bir bid’at’tır. Oysa ki Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) şöyle buyuruyor:
“Kim bir topluma kendini benzetirse onlardandır.”
(Ebu Davud, sahihtir)
Çoğu kez mevlitlerde kadın, erkek karışık şekil bulunurlar ki, bu ayrıca islamın haram kıldığı bir davranıştır.
Ayrıca mevlit günlerinde yüzbinlerce paralarla satın alınan rengarenk kağıtlar, kandiller biraz sonra yerlere atılarak ithal edildikleri kafir ülkelere para aşırmaktan başka hiç bir faydası yoktur. Halbuki, Allah’ın Rasulu (Sallallahu Aleyhi Vesellem), boş yere malın harcanmasını yasaklamıştır.
Böylesi merasimlerde süslenme-püslenme, yemek hazırlama ile geçirilen vakitler çoğu zaman namazın terkine bile müncer olmaktadır.
Mevlidin sonunda Rasulullah’ın huzura geldiği inancıyla ayağa kalkarlar ki, bu da uydurulmuş yalandan başka bir şey değildir.
Çünkü yüce Allah şöyle buyuruyor:
“Onların (ölenlerin) gerisinde dirilecekleri güne kadar bir berzah (berzah dünya ile ahiret arasındaki engeldir) vardır.”
(Mu’minun, 100)
Enes İbn Malik (rahimehullah) diyor ki:
“Ashabın yanında Rasulullah’tan daha sevgili kimse yoktu, buna rağmen ashab onu gördükleri zaman hoşlanmayacağını bildikleri için Rasulullah’a kıyam etmezlerdi.”
(Ahmed, Tirmizi sahihtir)
Bazıları şöyle derler: “Mevlitte biz Rasullah’ın siretini okuyoruz bu suç mudur?” Gerçek şu ki, onlar Rasulullah’ın siretine ters düşen yalan ve iftiralar kabilinden şeyler okuyorlar. Hem onun siretini senede bir defa değil, her zaman okunmalıdır. Ayrıca Rasulun doğduğu Rabiyel evvel ayı, onun ölüm ayıdır da. Dolayısıyla sevinç ayı olmaktan çok, üzüntü ayı olmalıdır. (Ki, islamda ne kimsenin doğumu için kutlama, ne de ölümü için maten törenleri tertipleme yoktur.)
Rasulullah’ın doğum gecesini kutlayanlar çoğu kez gece yarısına kadar uykusuz kalmakta, ya sabah namazını terk ediyorlar, ya da en azından cemaatla kılmayı fevt ediyorlar.
İnsanların çoğunun mevlit merasimine önem vermeli, onun meşruiyyetini (şeriata göre uygun olmasını) ifade etmez. (Çünkü islam bir demokrasi dini değil ki, çokluk nerdeyse, hak da orada olsun. Bütün insanlar hakka karşı çıkmış olsa, onu benimseyen tek bir kimse bulunmasa dahi “hak” yine haktır ve gerçek olan odur.)
Yüce Allah şöyle buyuruyor:
“Yeryüzünde çoğunluğa uyarsan seni Allah’ın yolundan saptırırlar.”
(En’am, 116)
Huzeyfe (radiallahu anhu) diyor ki:
“Bütün bid’atlar sapıklıktır insanlar onu güzel görse de.”
Hasan el Basri (radiallahu anhu) de diyor ki:
“Daha öncekiler arasında sünnet ehli azınlıkta idi, gelecekte de azınlıkta kalacaktır. Zira onlar nimet bolluğu zenginlik içinde şımarmış olanların arasına katılmadılar. Din adına ibadet uyduran bid’atçıların, bid’atlarına iştirak etmediler. Rableriyle karşılaşıncaya kadar İslam sünnetleri üzerinde hayatlarına devam etmeye sabrettiler.
Ey müslümanlar sizlerde öyle olunuz.”Sallallahu ala Muhammedin ve ala Ehli Beytihi ve Ashabihi Ecamain ve'l-Hamdu li'llahi Rabbil-'Alemin
05 Mart 22:10 | Yorum ekle | Sabit Bağlantı | Bloga al | MEVLİD OKUMAKHER REK'ATTE FATİHA'YI OKUMANIN VUCUBİYYETİ BABI
{ … Ubade't-îbnu es-Samit (R.A.)'dan, (şöyle dedi:) Resulullah (S.A.V.) buyurdu ki: " Her kim ki, "Fatiha't-ul-Kitab'ı" okumazsa onun namazı yoktur." }
Buharı 756 Müslim 394 Ebu Davud 822 Tirmizi 247 Nesei 2/137 ve Ibn Mace 837
{ … Ubade't-İbnu es-Samit (R.A.)'dan, şöyle dedi: Bir sabah namazında Resûlullah (S.A.V.)'in arkasında idik. Resûlullah (S.A.V.) Kur'ân okurken, kıra'ati ona ağırlık verdi. Namazdan bitince (cemaata hitaben) : “ Zannedersem sizler imamınızın arkasında (Kur'ân) okuyorsunuz “ dedi. Biz de evet ya Resûlellah hızlıca (size yetişe bilmek için okuyoruz) dedik. Resûlullah (S.A.V.) : İmamınızın arkasında "Fatiha'dan" başka bir şey okumayın, zira "Fatiha'yı" okumayanın namazı yoktur" dedi. }
Ahmed (5/316/322) Ebu Davud (823) Tirmizi (311) Nesei (2/141) Buhari Cüz'ünde (60/226) Dare Kutni (1/318 ) İbnuHibban (l 776) Hakim (1/238) Beyhaki Süneninde (2/164) ve Kıra 'atta (98) îbnu Ebi Şey be (1/373) ve Taha vi (1/215) hasen bir senedle rivayet etmişlerdir.)
{ … Reca İbnu Hayve'den, şöyle dedi: Bir gün Ubade't-İbnu es-Samit (R.A.)'nun yanı başında namaz kılıyordum ki, imamın arkasında (Fatiha'yı) okuduğunu duydum. Namazı kıldıktan sonra, dedim ki: "Ya Eba Velid, sen imamla olduğun halde arkasında (Fatiha'yı) okuyor musun? Dedi ki: Yazıklar olsun sana (Fatiha'sız) namaz yoktur (bilmez misin?) }
Abdurrazzak (2771) hasen bir senedle rivayet etmiştir.)
Ubade't-İbnu es-Samit İbni Kays İbni esrani İbni Fihr İbni Sa'lebe el-Ensari el-Hazreci: Birinci ve ikinci akabe biatmda hazır bulunanlardandır. Bedr, Uhud ve Hendek dahil Resûlullah (S.A.V.)'in iştirak ettiği bütün gazalarda hazır bulunmuştur.
Muhammed İbnu Ka'b el-Kurazi, Allah Resûlü'nün zamanında Ensar'dan beş kişi Kur'ân'ı ezberlemişlerdir.Bunlar Muaz İbnu Cebel, Ubade't-İbnu es-Samit, Ubey İbnu Ka'b, Ebu Eyyub ve Ebu'd-Derda (R. A.) diye haber vermiştir.
Aynı zamanda Ubade't-İbun es-Samit (R. A.) Resûlullah (S.A.V. )'in zamanında, Eshab'ı Suffa'ya Kur'ân öğretirdi. Müslümanlar, Şam'ı feth edince Hz. Umer (R.A.) kendisim müslümanlara Kur' ân ve Fıkıh öğretmesi için Şam'a yollamıştır.
Evzai (R. H.) Filistin'e tayin olunan ilk kadı Ubade't-İbnu es-Samit (R.A.)'dır dedi. Sahih olan kavle göre, Ubade't-İbnu es-Samit (R.A.) Filistin'in Rumeyle kasabasında hicri otuz dört senesinde yetmiş iki yaşında iken vefat etmiştir.
{ … Enes İbnu Malik (R.A.)'dan, (şöyle dedi:) Resûlullah (S.A.V.) (bir gün) ashabına namaz kıldırdı. Namazdan bitince, yüzünü ashabına çevirerek dedi ki : İmam okuduğu halde siz de (arkasında) namazlarınızda okuyor musunuz? Hepsi sukut ettiler. Resûlullah (S.A.V.) bu sorusunu üç kere tekrar etti. Birisi dedi ki: Veya birkaçı dediler ki: Evet Yâ Resûlullah biz bunu yapıyoruz. Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: Bunu yapmayın. Sizden biriniz imamın arkasında, içinden olmak üzere sadece "Fatiha'yı" okuyun “ }
Buharı Cüz 224 Dare-Kutni 1/340 Tahavi 1/218 Abdurrezzak 2765 Beyhaki Kitab 'ul-Kıra 'at 121 Hatib 13/176 M.Zevaid 2/110 sahih
Enes İbnu Malik (R.A.) Resûlullah (S.A.V.)'in Medine'ye hicretle şeref verdiklerinde, annesi Ummü Suleym tarafından Allah Resulüne hediye olarak verilir. Hatta rivayette naklonulmaktadır ki: Resûlullah (S.A.V.) Medine'ye şeref verdiklerinde her kes Allah Resulü'ne (S.A.V.)'e bir hediye takdim eder. Hediye edecek hiç bir şeyi olmayan Ummü Suleym ise, Enes'i kolundan tutarak Allah Resûlü'nün huzuruna varır der ki: Yâ Resûlullah benim başkaları gibi size takdim edecek hiç bir şeyim yok. Fakat bu oğlum Enes'dir kendisini hizmetinize kabul buyurun der.
Enes (R.A.) o esnalarda on yaşlarında bulunuyordu. Allah Resûlü'nün âhirete irtihaline kadar, hadarda, seferde, haceti için bile gittiğinde yanında su taşıyarak yanından ayrılmadan Sahib'i Risalete hizmet etmiştir.
{ … Ebu Hureyre (R.A.)'dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: "Fatiha" okunmayan namaz yeterli değildir. Dedim ki: (Peki Yâ Resûlullah) eğer imamın arkasında olursam? dedi ki: Elimden tutarak "Fatiha'yı" içinden (kendi kendine) oku buyurdu “ }
(İbnu Huzeyme (490) ve İbnu Hibban (1780) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)
{ … Ebu Hureyre (R.A.)'dan, ^öyle dedi: Resûlullah (S. A. V.) buyurdu ki: Her kim ki namaz kılarda o namazında "Ümmü'l-Kur'ânı okumazsa, o namaz güdüktür sonra güdüktür, (yani) tamam değildir dedi. (Müslim'in rivayetinde ise bu sözü üç kere tekrar etti şeklinde gelmiştir.)
Ravi diyor ki: Bunun üzerine dedim ki: " Ya Eba Hureyre! İmam sesli okuduğunda nasıl yapayım? " Fatiha'yı" içinden okursun" dedi.
Zira ben Resûlullah (S.A.V.) işittim ki: Şöyle buyurdu. Allah'u Teâla buyurdu ki: Ben "Fatiha'yı" benimle kulum arasında yarı yarıya taksim ettim. (Yarısı benim yarısı kulumundur.) Ve kulumun istediği onundur.
" Kul, Elhamdu lillahi Rabbi'I-alemin dediği zaman Allah'da: Kulum bana hamd etti der. Kul, Errahmanirrahim dediği zaman, Allah'da: Kulum beni sena etti der. Kul, maliki yevmiddin dediği zaman, Allah'da: Kulum beni temcid etti (ve bir defada: Kulum bana tefyiz eyledi) dedi. (Ve buraya kadar benim.) Kul iyyake na'budu ve iyyake neste'in dediği zaman, Allah: Bu kulumla benim aramda ve kulumun istediği hakkıdır der. Kul İhdma's-sırata'l-mustekim sıratallezine en'amte aleyhim ğayri'l-meğdubi aleyhim ve-la'd-da-lin dediği zaman, Allah: İşte bu kulumundur ve kulumun istediği hakkıdır" buyurur. }
(Bu hadisi Müslim (395) Ebu Da vud (821) İbnu Mace (838) Malik (1/84) İbnu Huzeyme (489) İbnu Ebi Şeybe (1/375) İbnu Hibban (1775) Buharı Cüz f ünde (15/68/65/72) Abdurrezzak (2767) Ebu Avane (2/138)Beyhaki Süneninde (2/38) veKibul Kıraat 'da (52) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)
{ … İbnu Umer R.A dan : Resûlullah S.A.V buyurdu ki : "Her kim ki "Fatiha't-ııl-Kitab'ı" okumazsa onun namazı yoktur." }
(Bu hadisi Beyhaki Kitab'ul, Kıraatta (86/87/88) sahih bir senedle rivayet etmiştir.)
{ … İbnu Cureyc'den, şöyle dedi: Bana Nafi'i, İbnu Umer (R.A.)'nun farz namaz-larından "Fatiha" okumadık hiç bir rek'at bırakmadığını haber verdi. }
(Bu hadisi Abdurrezzak (2625) sahih bir senedle rivayet etmiştir.)
{ … Abdullah İbnu Amr R.Adan : Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: "Fatiha't-ul-Kitab'ın okunmadığı her namaz güdüktür, güdüktür. }
İbnu Mace (841) Ahmed (2/204/215) Buhari Cüz'ünde (14) ve Beyhaki Kitab 'ul-Kıraat 'ta (84/85) hasen bir senedle
{ … Abdullah İbnu Amr (R.A.)'dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) (ashabına hitaben) benim arkamda olduğunuz halde (Kur'ân) okuyor musunuz diye sual etti? (Sahabeler) dediler ki: Evet Yâ Resûlullah sür'atli bir şekilde okuyoruz. (Bu cevab üzerine) Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: (İmamın arkasında) "Fatiha'dan" başka bir şey okumayın. }
(Bu hadisi Buhari Cüz'ünde (57) ve Beyhaki Kitab 'ul-Kıraatta (l38) hasen bin senedle rivayet etmişlerdir.)
{ … Yezid İbnu Şerik'den, şöyle dedi: Umer İbnu'l-Hattab (R.A.)'ya dedim ki: İmam'ın arkasında iken " Fatiha'uI-Kıtab'ı " okuyabilir miyim? Evet okursun dedi. Ve tekrar dedim ki: Sen okuduğun halde de mi Yâ Emir'el-Mu'minin? dedi ki: "Evet ben okusam da" buyurdu. }
Buhari Cüz : 45 Beyhaki Sünen : 2/167 Hakim : l/239 DareKutni : 1/218 Tahavi :1/218 ve Abdurrezzak :2776 Hasen bir senedle
{ … Abdullah İbnu Abbas (R.A.)'dan, (Tavus'a) şöyle dediği (nakledildi) imamın arkasında, sesli veya sessizde okusa, sakın "Fatiha't-ul-kitabV okumayı bırakma dedi. }
İbnu Ebi Şeybe : 1/373 Abdurrezzak : 2773 ve Beyhaki Kitab'ul-Kıraat'ta : 175 hasen bir senedle rivayet etmişlerdir.
Sahabelerden, Umer İbnu'l-Hattab, Ali İbnu Ebi Talib, Aişe Bintu Ebi Bekr, Ebu Hureyre, Enes İbnu Malik, İbnu Abbas, İbnu Umer, İbnu Mes'ud, Muaz İbnu Cebel, Ubey İbnu Ka'b, Ubade't-İbnu es-Samit, Abdullah İbnu Amr r.a ve daha isimlerini zikretmediğimiz birçok sahabe vardır ki, onları rivayetleri ile * 'Fatiha" hakkındaki, risalemizde zikrettik.
Güzide imamlardan ; Malik İbnu "Enes, Abdullah İbnu'l-Mübarek, Şafi'i, Ahmed ve İshak, imamın arkasında "Fatma'nın" okunacağı görüşündedirler.
Hatta hadis imamlarından, Buhari ve Beyhaki kitaplarındaki hadislerle iktifa etmeyerek bu mevzuda müstakil birer risale yazmışlardır. Bu risalelerin ikisi de, Pakistan'da basılmıştır Hanefilerden, Umde'tu-1-Kari sahibi "Ayni" diyor ki: Arkadaşlarımızdan bazıları, ihtiyaten bütün- namazlarda "Fatiha'nın" okunmasını hoş görmüşlerdir. Bazıları da sadece sırri olan namazlarda okunacağı görüşün-dedirler.
Hidaye sahibinin naklettiğine göre, Ebu Hanife'nin talebelerinden, Muhammed İbnu Hasen eş-Şeybani'den de imamın arkasında sırri olan namazlarda Fatiha'nın okunacağına dair rivayet vardır.
Bu hadisi şerifler "Fatiha'nın" namazın rükünlerinden bir rüknü olduğuna delildir. Ve hadis umumi ifadesiyle münferiden, imam ve me'mum olarak namaz kılan her kişiye şamildir. Hadisi şeriflerde de görüldüğü gibi mes'elenin münakaşa götürecek hiç bir tarafı yoktur, zira sahabelerin Resûlullah s.a.v naklettikleri ve kendilerinin nasıl anlayıb amel edişleri yukarıda zikredildi. Bu gün gibi açık nasların karşısında daha hâlâ taassub göstererek itirazda bulunmak Resûlullah'ı kendisine imam edinen kişiye yaraşmasa gerek.
Maa'zalike Mezheb ulemasından bazısı içtihad ve meselemiz ile alakası olmayan deliller getirerek, sahih delile ve bununla amel eden ehli ilme muhalefet etmişlerdir.
Muhalefet edenlerden bazısı, "Fatiha'nın" sadece imamın arkasında sırri olan namazlarda okunacağına kaildir. Bazısı da sırri ve cehri imamın arkasında kılınan namazların hiç birisinde de okunmayacağına kaildirler.
Biz burada nasıl ve ne şekilde ihtilaf edildiğini anlatacak değiliz. Bize düşen nassları serdetmekti, bu mevzuda daha fazla ma'lumat isteyenler,Buharinin hasetsen konu ile ilgili te’lif ettiği risaleye müracat edebilirler.
08 Şubat 00:41 | Yorum ekle | Sabit Bağlantı | Bloga al | NAMAZHicri Yılınız Mübarek Olsun
İnsanlığın her yönüyle cehalet batağına saplandığı bir zamanda, "Alemlere Rahmet Olarak" vazifelendirilen İslam Peygamberi; insanlara maddi-manevi refah ve mutluluğu, sadece Allah'a olan kullukla hürriyeti, kabile-kavim taassubunu ortadan kaldırarak, insana "eşref-i mahlukat" olma değerini vererek İslam Medeniyeti'nin temellerini atmıştır.
Bugün idrak ettiğimiz 1428. Hicri Yılbaşı, Miladi takvime göre, 622 senesinde Hz. Muhammed(s.a.v) ve çevresindeki müslümanlara, putperestlerin Mekke'de hayat hakkı tanımaması üzerine Medine'ye hicret etmelerinin başlangıcıdır.
Bu Medeniyet; "Oku!" ilahi emriyle başlayan kitap ehli bir medeniyettir. İnsanlığı karanlıklardan aydınlığa çıkaran bir medeniyettir. İnsanlık, bugün yakaladığı medeniyet seviyesini, bütün insanlığı kucaklayan İslam Dini'ne borçludur.
Adalet, hakça paylaşım, yalnız Allah'a kulluk, insan haklarına riayet, ahlak, ilim teşvik ve tavsiye eden İslam'dan uzaklaşıldığı taktirde neler olabileceğini bugün yeryüzünde ve bilhassa Ortadoğu'da vuku bulan hadiseler çerçevesinde görmek mümkündür.
Bütün müslümanların Hicri Yılbaşı'larını tebrik ederken, asırlarca insanlığa yüksek medeniyetler kurarak hizmet vermiş bir dinin mensubu ve O'nun Elçi'sinin ümmeti olarak, Hicret'in ışığında, kul ve elçi olan Hz. Muhammed'in (s.a.v) yaşayarak bizlere dünya ve ahiretimiz için miras bıraktığı İslam'ı yeniden anlamaya ve keşfetmeğe davet ediyoruz.
20 Ocak 00:01 | Yorum ekle | Sabit Bağlantı | Bloga al | MAKALEKURBANLA ALAKALI BABLAR
KURBANLA ALAKALI BABLAR
Müslümanın Allah’a takdim ettiği bütün ibadetlerinde çok titiz davranması gerekir. Yani, ibadetlerinde samimi ve sünnete uygun olmasına dikkat etmelidir.
İşte bunlardan bir taneside kurban ibadetidir. Müslüman bu konuda da ihlaslı davranarak kurbanını sünnete uygun olarak kesmesi gerekir…
KURBAN KESMENİN ÖNEMİ
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ؛ أَنَّ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ : مَنْ كَانَ لَهُ سَعَةٌ، وَلَمْ يُضَحِّ، فَلاَ يَقْرَبَنَّ مُصلانَا
{ … Ebu Hureyre r.a dan. Rasülullah s.a.v şöyle buyurdu: İmkânı olup da kurban kesmeyen kimse bizim namazgâhımıza yaklaşmasın. }
İBNİ MACE : 8.C.3123.N
HAKİM : 2 / 389
AHMED : 2 / 321
KURBAN SÜNNET’TİR VE MA’RUFTUR
{ … İbni Ömer r.a “ Kurban sünnet’tir ve maruftur “ demiştir. }
BUHARİ . TALİK : 12.C.5615.S
{ … Enes İbni Malik r.a şöyle dedi: Peygamber s.a.v şöyle buyurdu: Her kim kurbanını namazdan önce keserse, o ancak kendi nefsi için et kesmiş olur. Her kim de namazdan sonra keserse, o kimse kurban ibadetini tam yapmış ve Müslümanların sünnetine isabet etmiş olur. }
BUHARİ : 12.C.5617.S
KURBAN NAMAZDAN SONRA KESİLİR
{ … Bera İbni Azib r.a şöyle demiştir: Peygamber s.a.v kurban bayramı hutbesinde şöyle buyurmuşlardır : “ Bu günümüzde ilk yapmaya başlayacağımız iş, namaz kılarız, sonra döner kurbanlarımızı keseriz …”
BUHARİ : 12.C.5616.S
{ … Enes İbni Malik r.a şöyle dedi: Peygamber s.a.v şöyle buyurdu: Her kim kurbanını namazdan önce keserse,o ancak kendi nefsi için et kesmiş olur.Her kim de namazdan sonra keserse, o kimse kurban ibadetini tam yapmış ve Müslümanların sünnetine isabet etmiş olur. }
BUHARİ : 12.C.5617.S
30 Aralık 21:06 | Yorum ekle | Sabit Bağlantı | Bloga al | KurbanBİR AİLEYE TEK KURBAN YETEBİLECEĞİ
BİR AİLEYE TEK KURBAN YETEBİLECEĞİ
{ … Ata b.Yesar dan. O şöyle demiştir: Ben Eyyub el-Ensari’ye: Resulullah s.a.v hayatta iken sizde bayram kurbanları nasıl idi? diye sordum. Ebu Eyyub dedi ki:
— Peygamber s.a.v hayatta iken adam kendisi ve ev halkı için bir koyunu kurban ederdi. O kurbandan hem yerlerdi, hemde yedirirlerdi …}
İBNİ MACE : 8.C.3147.N
TİRMİZİ : 3.C.1541.N
7
KİŞİNİN VEKİL TAYİN EDEREK KURBANINI BAŞKASINA KESTİREBİLECEĞİ
{ … Musa İbn Seleme el- Huzeli tahdis edip dedi ki: Ben ve Sinan İbn Seleme ikimiz birden umre yapmak niyetiyle yola çıktık. Sinan beraberinde kurbanlık bir deve sevk ederek götürüyordu. Yolda giderken kurbanlık deve yorgun düşüp yürümekten aciz kaldı. Deve yürümekten kesilince Sinan, bunun hükmünü bilmekten aciz kalıp ona nasıl muamele yapacağını bilemedi. Eğer şehre varırsam bunun hükmünü muhakkak surette ısrarla soruşturacağım diye yemin etti. Bir kuşluk vaktinde yürüyüp Batha’ya indiğimiz zaman, haydi İbni Abbas’a gidelim ve bu meseleyi ona anlatalım dedi. İbni Abbas’a kurbanlık develerin halini anlattı. İbni Abbas cevaben şöyle dedi: Tam bu meseleyi bilenine düştün. Resulullah s.a.v bir kimsenin maiyetinde on altı tane kurbanlık deve yolladı ve o zatı kurbanları hususunda emir yapıp onları Mekke de kesmesi için vekil tayin etti. O zat gitti ve biraz geçtikten sonra geriye dönüp:
— Ya Rasulallah! Kurbanlık develerin yürümekten kesilip yolda kalanı olursa ona nasıl muamele edeceğim? Diye sordu. Rasülullah s.a.v:
- Onu boğazla, sonra devenin – kurbanlık işareti olarak boynunda asılı duranna’llerini kanına bulaştır,sonra bu kanlı na’lleri ile devenin hörgücünün yanını damgala. Sen ve kafiledeki arkadaşlarından hiçbir kimse de bunun etinden yemesin, buyurdu. }
MÜSLİM : 4.C.1325.N
{ … Cabir b. Abdullah r.a dan, o şöyle dedi: Resulullah s.a.v kurbanlık develerinin bazısını kendi kesti, bazısını da başkasına kestirdi. }
NESEİ : 7.C.4397.N
KİŞİNİN HANIMI İÇİN KURBAN KESEBİLECEĞİ
{ … Aişe r.a şöyle dedi : “… Rasülullah s.a.v hanımları namına sığır kurban etti “ }
BUHARİ : 12.C.5618.S
MÜSLİM : 4.C.1211 / 119.N
KADININ KURBAN KESEBİLECEĞİ
Kurbanla ilgili ileri geri konuşmalardan birisi de,” kadın kurban kesemez ve kestiği de yenilmez “ iddiasıdır.
Hâlbuki bu türden konuşmalar, hakkında hiçbir delilin bulunmadığı boş konuşmalardır. Kadının kurban kesmesini yasaklayan bir delil olmadığı gibi, bilakis asrısaadette kadınlardan hayvan kesenler vardı.
{ … Ka’b İbni Malik r.a dan rivayet edildiğine göre : Bir kadın bir davarı – keçi veya koyun – keskin bir taşla boğazlamıştı. Bu durum Rasülullah s.a.v’e anlatıldığında bunda bir beis görmemiştir. }
İBNİ MACE : 8.C.3182.N
Bu hadisi Buhari’de sahihinde rivayet etmiş ve orada ki metinde de ifade edildiği gibi ; “ Rasülullah s.a.v o kadının kestiği hayvanın etinden yenilmesini emretmiştir “
BUHARİ : 12.C.5583.S
30 Aralık 21:05 | Yorum ekle | Sabit Bağlantı | Bloga al | KurbanKURBAN SADECE HACC’DA KESİLMEZ
KURBAN SADECE HACC’DA KESİLMEZ
{ … İbni Abbas r.a şöyle dedi: Resulullah s.a.v ile beraber bir seferde idik. O esnada kurban bayramı girdi. Biz sığırda yedi, devede on kişi ortaklaşa kurban kestik. }
İBNİ MACE : 8.C.3131.N
NESEİ : 7.C.4370.N
TİRMİZİ : 3.C.1537.N
Bu ve emsali deliller de gösteriyor ki, kurban sadece hac’da kesilmez. Her gücü yeten bulunduğu yerde kurban kesebilir.
DEVEYİ ON KİŞİNİN SIĞIRIDA YEDİ KİŞİNİN ORTAKLAŞA KESEBİLECEĞİ
{ ….Cabir r.a dan,şöyle dedi :Rasülullah s.a.v ile beraber umreden çıktıktan sonra ortaklaşa yedi kişi bir inek kestik. }
NESEİ : 7.C.4371.N
{ … İbni Abbas r.a şöyle dedi: Resulullah s.a.v ile beraber bir seferde idik. O esnada kurban bayramı girdi. Biz sığırda yedi, devede on kişi ortaklaşa kurban kestik. }
İBNİ MACE : 8.C.3131.N
NESEİ : 7.C.4370.N
TİRMİZİ : 3.C.1537.N
KURBAN OLABİLECEK HAYVANLARIN YAŞLARI
{ … Asım b.Kuleyb babasından rivayet ederek şöyle dedi: Biz Rasülullah s.a.v’in ashabından Beni Süleym’e kabilesine mensup Mucaşi denilen bir adamla beraber bulunuyor idik. O bize şöyle tahdis etti: Koyun çok az bulunuyordu. Rasülullah s.a.v bir münadiye emretti de münadi :” Şüphesiz ki Rasülullah s.a.v bir yaşındaki davar da diş değiştirmiş keçi ve koyunun kifayet ettiği şeye kifayet eder, buyurdu “ diye nida etti. }
EBU DAVUD : 3.C.2799.N
İBNİ MACE : 8.C.3140.N
SAH.NESEİ : 3.C.4395.N
{ … Ukbe İbnu Amir el-Cüheni r.a şöyle demiştir: Peygamber s.a.v Sahabiler arasın-da bir takım kurbanlık hayvanlar taksim etti. Ben Ukbe ye de bir yaşına yakın bir dişi çebiş isabet etti. Ben:
— Ya Rasulallah, bana düşen bir yaşına yakın dişi bir keçi çebişidir, dedim. Resulullah:
— Onu sen kurban et, buyurdular. }
BUHARİ : 12.C.5617.S
MÜSLİM : 6.C. 1965.N
{ … Cabir r.a şöyle dedi: Resulullah s.a.v şöyle buyurdu :” Davarın yalnız yaşına basmışını kurban ediniz. Eğer böylesini bulamazsanız, o zaman kuzunun toklu-sunu kesebilirsiniz “ }
MÜSLİM : 6.C.1963.N
Burada yeri gelmişken şunu ifade etmekte fayda vardır; bu ve emsali delillerde ifade edildiği gibi, kurban olabilecek hayvanın askarilikte bir yaşındaki davar veya o bulunmaz ise semiz bir toklu veya bir yaşına yakın keçi çebişi olması gerekir. Bundan aşağı hayvanlar kurban olmazlar.
Dolayısıyla, biz bu delillerin ifadesiyle “ tavuk’tan da, hindi’den de kurban olabilir “ sözlerini zırvalayanların bu konuda ne kadar cahil olduklarını anlayabilmekteyiz.
30 Aralık 21:04 | Yorum ekle | Sabit Bağlantı | Bloga al | KurbanKURBAN OLMASI CAİZ OLMAYAN HAYVANLAR
KURBAN OLMASI CAİZ OLMAYAN HAYVANLAR
{ … Bera b. Azib r.a şöyle dedi: Rasülullah s.a.v aramızda ayağa kalktı ve parmakları ile işaret etti… Ve şöyle dedi: Dört şey kurban olmaz, körlüğü iyice belli olan kör hayvan, hastalığı iyice belli olan hasta hayvan, topallığı iyice belli olan topal hayvan ve iliği erimiş kemiği kırılmış hayvan. }
EBU DAVUD : 3.C.2802.N
NESEİ : 4.C.4347.N
TİRMİZİ : 3.C.1530.N
İBNİ MACE : 8.C.3144.N
{ … Abdullah b.Amr r.a dan o şöyle dedi: Resulullah s.a.v Hayber savaşında ehli eşek etinin yenilmesini, kuduran hayvana binilmesini ve etinin yenilmesini nehyetti. }
NESEİ : 7.C.4425.N
Bu delillerin de ifadesinden anlaşıldığı gibi gözü kör olan hayvanlar, hastalığı iyice belli olan hayvanlar, ayağı topal olan hayvanlar, iliği erimiş kemiği kırılmış olan hayvanlar ve birde kuduran hayvanlar kurban olarak kesilemezler.
KURBAN KESERKEN ALLAH’IN ADINI ZİKREDİP TEKBİR GETİRME
{ … İbni Abbas r.a şöyle anlatıyor: Müşrikler Müslümanlara : - Murdar ölen hayvanlardan dolayı – “ Siz Allah’ın kestiğini yemiyorsunuz da, kendi kestiğinizi yiyorsunuz “ diyorlardı. Bunun üzerine şu Ayet’i kerime nazil oldu : “ Allah’ın adıyla kesilmeyen hayvanları yemeğin “ } “ EN’AM. 121 “
NESEİ : 7.C.4415.N
{ .... Enes r.a şöyle dedi: Peygamber s.a.v aklı karalı alaca ve boynuzlu iki koçu kurban edip bunları bizzat kendi eliyle kesti. Keserken de kendi ayağını onların yanlarına basıp BİSMİLLAHİ VALLAHU EKBER dedi. }
MÜSLİM : 6.C.1966.N
{ ... Cabir b.Abdullah r.a şöyle dedi: Resulullah s.a.v ile beraber kurban bayramına şahid oldum. Hutbesini bitirince minberden indi. Ona bir koç getirildi, Resulullah s.a.v onu “ BİSMİLLAHİ VALLAHU EKBER HAZA ANNİ VE AMMEN LEM YUDAHHİ MİN ÜMMETİ “
30 Aralık 21:04 | Yorum ekle | Sabit Bağlantı | Bloga al | KurbanNAMAZDA NE DİYORUZ?(1)
“ … NAMAZ’DA NE DİYORUZ … “
Değerli Müslümanlar! Şüphesiz ki huşulu bir namazın edası için bir çok vesileler vardır… Kişi bu vesilelere sarıldığı oranda namazında bir derece ve bir sevap seviyesini yakalayacaktır.
عن عمار بن ياسر قال : سمعت رسول اللّه صلى الله عليه وسلم يقول : إن الرجل لينصرف، وما كتب له إلا عشر صلاته تسعها ثمنها سبعها سدسها خمسها ربعها ثلثها نصفها
{ … Ammar bin Yasir r.a’dan gelen bir hadislerinde Allah Resulü s.a.v şöyle buyur-maktadır: Bir adam namazını bitirir, namazından ona ancak – tam kıldığında verilecek sevabın – on’da biri, dokuz’da biri, sekiz’de biri, yedi’de biri, altı’da biri, beş’te biri, dört’te biri, üç’te biri veya yarısı yazılır. }
EBU DAVUD : 1 . C. 796. N
AHMED : 4 / 319 - 321
İBNİ HİBBAN : 5 / 210.889.N
Bu hadiste de açıkça işaret edildiği gibi, kişi namazındaki yakaladığı şuur, samimiyet ve huşusu derecesinde bir sevap kazanacaktır.
Öyleyse basiretli bir müslümanın bu vesileleri tanıyarak - kıyamet günü ilk hesabını vereceği - namazını bunlara uygun kılması gerekir.
قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : أول ما يحاسب عليه العبد يوم القيامة الصلاة ، فإن صلحت صلح سائر عمله وإن فسدت فسد سائر عمله
{ … Enes ibni Malik r.a dan. Resulullah s.a.v şöyle buyurdular: Kulun kıyamet gününde hesabını vereceği ilk ameli “ namazıdır “ . Eğer namazı salah bulursa, sair amelleri de salah bulur. Eğer namazı ifsad olmuş ise, sair amelleri de ifsad olur. }
TABERANİ KEBİR: 10435.N
S. SAHİHA: 1358 - 1748.N
Değerli kardeşlerim! Unutmayalım ki bunlardan en önemlisi, namazın içerisinde dile getirdiğimiz gerek Kur’an Ayet’lerinin ve gerekse dua ve zikirlerin anlamlarının bilinmesidir. Yani, namazın içerisinde ne dediğimizin şuurunda olmamızdır.
Gelin hep beraber Rabbimize takdim ettiğimiz namazımızda neler dile getirdiğimizin mana ve mahiyetini öğrenelim.
NAMAZA İLK BAŞLADIĞIMIZDA
الله أكبر ....... ...... ALLAH’U EKBER… ALLAH EN BÜYÜKTÜR…
BUHARİ: 2.C.753.S
MÜSLİM: 2.C.498...
Cennetevi
islami sohbet